Twitter CEO Costolo Hesap Silmediklerini ve Türkiye ile Anlaşma Yapmadıklarını Açıkladı

Gezi olaylarında hükümeti protesto edenlerin yoğun kullanımını ile gündeme oturan ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da “başbelası” olarak değerlendirdiği “” konusunda, son günlerde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın yaptığı açıklamalara, ’sundan bir karşı açıklama geldi. En önemlisi ile anlaşma yapıldı şeklindeki ifadeydi.

Twitter üzerinden Türk kullanıcıların sorularını yanıtlayan CEO Dick Costolo (@dickc), hükümetle anlaşmaya varıldığı ve muhalif tweet atanların hesaplarının kapatıldığı iddialarının ‘doğru olmadığını’ söyledi.

Bir kullanıcının ‘Neden Türk hükümetiyle anlaşmaya vardınız?’ şeklindeki sorusuna “Böyle bir anlaşma yok (there is no such “deal”)” cevabını veren Costolo, “muhalif ve aktivistlerin hesaplarının silindiği” şeklindeki bir başka kullanıcının sorusuna karşı ise Türkiye’de karşıt görüşlerdeki grupların birbirleri hakkında “ihlal (abuse)” ihbarları yaptıklarını ve kendilerinin bu konuda çalıştıklarını (“There are issues with opposing groups there reporting each others accounts for abuse. we are on it”) söyleyerek cevap verdi.

Bu haberin yazıldığı saat itibariyle Costolo Türk kullanıcıları cevaplamaya devam ediyordu.

Bakan Binali Yıldırım Ne Demişti?

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı son günlerde bir kaç yerde verdiği beyanatlarda Twitter ile ilgili cümleler kullandı.

Bunlardan birisi “Twitter’ın Türkiye’de ofis açması için yasayı değiştireceğiz” ile başlayan ve “Twitter’ın mevzuatta yer alan hapis cezaları sebebiyle Türkiye’de veri merkezi kurma konusunda tereddütlü olduğu”nu söylediği mesaj.

Bakan Yıldırım, Twitter’ın endişelerini gidermek için, internet hizmet sağlayıcılarına, kendileri dışında işlenen suçlara karşı Türkiye’de uygulanan hapis cezası yerine para cezası verilmesi yönünde bir çalışma yaptıklarını, konunun yeni yasama döneminde TBMM gündemine geleceğini söyledi. 5651 sayılı kanun içinde yer alan “hapis” maddesi zaten uzun zamandır pek çok yerli web sitesi çalıştıranın da şikayet ettiği bir maddeydi ve geçtiğimiz günlerde TBMM’de görüşülen ve bazı maddeleri kabul edilen torba kanun içine bu düzeltme konuldu[1]. Torba kanun TBMM’den geçip yürürlülüğe girdiğinde çok şikayet edilen bu “hapis” konusu kalkmış olacak Bakan Yıldırım bunu anlatıyor. Bu Twitter’a özel bir durum, herkes için geçerli değil.

Bakan Yıldırım, PTT’nin Ahlatlıbel Tesisleri’nde gazetecilere verdiği iftar yemeğinde “Gezi olayları” sırasında başkaları adına sahte hesap açan birçok kişinin mağdur olduğu ve bu konuda kendilerine onlarca başvuru yapıldığını söyledi. Mağdurların sayısının tam olarak bilinmediğini, Emniyet’in konuyla ilgili çalışma yaptığını ve fake hesapların kabul edilemez olduğunu söyleyen Bakan Yıldırım şunu söyledi :

“Bunun için Twitter, Facebook gibi hizmet sağlayıcılarının Türkiye’de büro açmasını istiyoruz.”

Bakan Yıldırım’ın Twitter konusundaki diğer bir mesajı ise basına “Twitter ile anlaşma yaptık” şeklinde yansıyan ifadeydi. BTK yetkililerinin Twitter yöneticileriyle ABD’de ana konusu evrensel suçlar, hakaret-nefret suçu, çocuk istismarı ve sahte hesaplar olan bir görüşme gerçekleştirdiğini; amaçlarının ise şirketin Türkiye’de büro açmasını sağlamak olduğunu belirterek şöyle devam etti :

“Görüşmeden sonra sahte hesapların kapatılması gibi birkaç evrensel suç olayında daha duyarlı olmaya başladılar. Daha hızlı hareket ettiklerini söyleyebilirim. Ama endişeleri var; yer sağlayıcıların Türk hukukuna göre suç sayılabilecek bir işleme karışması halinde hapis cezasının adil olmadığını, altyapıyı kullananlar sebebiyle hizmet sağlayıcının hapis cezası almaması gerektiğini düşünüyorlar. Endişelerini dikkate alıyoruz, bunu giderici tedbirler alıyoruz. Hapis cezasından ziyade para cezasına dönüştürülmesi yönünde çalışmamız var. Bu, Meclis’in yeni yasama döneminde gündeme gelecek bir konu. Kimin kiminle ne konuştuğu asla bizim ilgilendiğimiz işler olamaz; biz evrensel suçlar başta olmak üzere işbirliklerini öneriyoruz.”

Ayrıca Avrupa Siber Suçlarla Mücadele Sözleşmesi’ni TBMM’ye gönderdiklerini belirten Bakan Yıldırım şunları söyledi :

“Sözleşme yürürlüğe girdikten sonra 47 ülke ile siber suçlar konusunda işbirliği yapacağız. İnternet hizmet sağlayıcılarına verilecek hapis cezası da, para cezasına dönüştürülebilir”

Bakan Binali Yıldırım, bu konuşmalarından anlaşıldığı kadarıyla, Gezi olayları ile birlikte, hükümet ve taraftarlarında oluşan Twitter endişesine karşı bazı yaklaşımlar gösteriyor. Hükümetin boş durmadığını ve bu konuda bazı çalışmalar yapıldığını anlatıyor. Muhtemelen politika amaçlı cümleler kullanıyor.

Siber suç sözleşmesi 2000’lerden bu yana hükümetin önünde duran bir anlaşma. Bu anlaşma 2-3 yıl önce TİB tarafından yapılan girişimler sonucunda Türkiye tarafından imzalanma aşamasına geldi. Ancak TBMM onayından da geçmesi gerekiyor. Bu anlaşma ile şu anda internet üzerinde oluşan sınır ötesi suçlara karşı, şimdilerde cevap alınamayan bazı ülkelerden cevap alınabilir hale gelinecek.

Diğer yandan Twitter ve diğer sosyal medya kuruluşları ile de bazı görüşmeler yapıldığı anlaşılıyor. Bakan Yıldırım bunu ifade etmeye çalışıyor.

Ancak bu internet hizmet kuruluşlarının neyi, ne kadar vereceği soru işareti. Nitekim Bakan Yıldırım’ın Facebook konusunda yaptığı “Türk makamları ile uyumlu çalışıyorlar” açıklaması, hatırlanacağı üzere Facebook’dan da bir karşı açıklama ile karşılanmıştı[2].

Twitter Kendi Kullanıcılarını Korumayı Tercih Ediyor ve Zorunda ama ya NSA?

Twitter kendi ülkesinde de (ABD), kullanıcılarına ait bilgileri vermemesi ya da vermemeyi zorlaması ile tanınıyor. Öyle ki, Wall Street Occupiers etkinliğine katılan bir kişi (olayları başlattığına inanılan) hakkında mahkeme kararına rağmen uzunca bir süre bilgi vermeyi reddetmişti. Ancak temyiz sonrası bilgileri vermişti.

Sosyal networklerin temel sermayesi “kullanıcı sayıları” yani “açılan hesaplar”. Dolayısıyla bu networklerin kullanıcılarının gizliliğine dikkat etmeleri temel bir konu. Aksi takdirde sermayelerini harcamaları anlamına geliyor ki bu da “eşyanın tabiatına aykırı” bir durum. Twitter da bunu bir toplantıda açıkça ifade etmişti[4].

Facebook, Twitter ya da Google gibi firmalar sadece kendi ülkelerinde değil, örneğin Çin’de yaptıkları uygulamalar ile bütün dünyadan tepki alabiliyorlar. Bu nedenle de son yıllarda, kendilerini temize çıkarmak adına “Şeffaflık Raporları” yayınlamaya[5][6] ve bu yolla hükümetlerin her istediğine cevap vermediklerini açıklama başladılar.

Ancak bu firmaların çoğunun ABD’de NSA skandalında yer aldıklarını da hatırlatmadan edemeyeceğiz[7]. 9 büyük internet firması, sunucularına doğrudan erişim vererek, Amerikan hükümetinin mahkeme yoluyla talep ederek alması gereken verileri, kendilerinin sunucularda takip edebilir ve hatta ileriye yönelik olarak depolayabilir[8] hale gelmelerine olanak sağladı ve sağlıyor. Bu skandal bugünlerde hala konuşulmaya devam ediyor.

Yine bir başka iddia, bu sosyal medya firmalarından “reklam firmaları”nın 10,000 $ gibi bedeller ödemeleri durumunda bazı ham kullanıcı bilgilerini almanın mümkün olduğu şeklinde[9]. Bunu da hatırlatalım.

Özetle Twitter hesapları verse de, vermese de internet üzerinden yapılan haberleşmenin gizliliği soru işareti. Tweet edenlerin bu duruma dikkat etmeleri ve yalan ya da kışkırtıcı bilgi vermemeleri, etik değerler içinde kalmaları gerekli.

Sahte Hesap Konusu

Bu arada hem Bakan Yıldırım’ın, hem de CEO Costolo’nun bahsettiği “fake” yani “sahte” hesap konusu var.

Gezi olayları sırasında Twitter üzerinde mesaj atanların, başta İzmir’de olmak üzere takip edilmeye ve sonra –hukuksuz da olsa– tutuklanmaya başlanması[10], bazı reklam şirketlerinin devlete yakın şirketlerle yaptıkları iş bağlantılarının –yöneticilerinin muhalif mesajlar atması nedeniyle– iptal edilmesi gibi olaylar meydana gelince, anonim kalmak ve ifade özgürlüğünü korumak[11] isteyenler, kimliği belirsiz hesaplar açtılar. Dolayısıyla takip edilmeleri zorlaştı.

Buna karşılık, sosyal medyayı (Twitter gibi) kapatmanın getireceği maddi-manevi sorunlar ya da kapatılmasının tam bir çözüm olamayacağı düşüncesi[12] ile hükümete yakın çevrelerin ve sosyal medya danışmanlarının, 50.000’e yakın sosyal medya hesabı açarak, bu hesaplardan yönlendirici propoganda yaptıkları iddiaları var.

Tabi bir de gerçekten sahte olan hesaplar var. Bunlar gerçek birilerinin adına (popülerlik nedeniyle) ya da sadece kötü niyetle ve saldırı yapmak amacıyla açılabiliyor.

Ama daha önemlisi, sosyal medyanın bir gösterge olduğunu düşünenler olduğu için fake hesaplar (ki genellikle yumurta sembolü taşırlar) “takipçi” satın alma operasyonunda kullanılıyor.

Twitter Sahte (Fake) Hesapları Temizliyor mu?

Mikro blog sitesi Twitter’da, son 2 gündür kullanıcıların takipçi sayılarında ciddi bir azalma yaşandığı bazı kullanıcılarca raporlanıyor. Muhtemelen Costolo’nun bahsettiği “karşılıklı ihlal olan hesapları inceliyoruz” açıklaması çerçevesinde Twitter, aktif olmayan ve fake olan kullanıcı hesaplarını silmeye başladı.

Bu hesapların silinmesinin kullanıcıların takipçi sayısında düşüşe neden olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte, olayın daha çok “Gezi olayı paralelindeki şikayetler” bazında olduğunu sanıyoruz. Dolayısıyla” gerçek takipçisi ancak %20’lerde” olan ve takipçi satın almış, “popüler” kişilerin sayılarında önemli düşüşler görülmüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir